17 / Yazmak...“Ama siz kimsiniz?” / İbrahim Ercan
"Edebiyat dili ya da yazmanın bencesi ve yine de öteki birinin var olma gerçeği. Karanlık odasından seslenen Fransız yazar Maurice Blanchot’nun dediği gibi: “Hayran olunacak güç. Ama orada bir şey vardı, artık yok. Bir şey yok oldu. Onu nasıl bulabilirim, önce olan şeye nasıl geri dönebilirim, tek yapabildiğim önce olan bu şeyi sonraki şey haline getirmekten ibaretse eğer? Edebiyat dili kendinden önceki bir anın arayışıdır. Genelde ona varoluş adını verir; kediyi var olduğu haliyle ister..."
“Algılanan dünya, yalnızca doğal şeylerin bütünü değildir, tablolardır da, müziklerdir, kitaplardır, Almanların bir “kültür dünyası” dedikleri her şeydir aynı zamanda. Kendi ufkumuzu daraltmak ya da kendimizi taşla suyla sınırlamak şöyle dursun, algılanan dünyanın içine sokulmakla sanat yapıtlarını, dili ve kültürü bütün o özellikleri ve temel zenginlikleri içerisinde düşünmenin yolunu bulmuş oluyoruz.”
21 / Şiir Çıkmazı / Ahmet Yeşilyaprak
"Yeni dünya düzeninde en çok yadsınan ve hiç sayılan şiir, yeni dünyanın yaşam tarzını ve hâkim olmuş ve olacak olan tüm yaşam tarzlarını yadsımakta. Şiir ne istiyor? Hiçbir şey. Şiir, başlangıcından bugüne yadsımakla meşgul. Neyi ve niye yadsıyor? İnsanı neyin şair yaptığı işte bu cevaba yaklaşımında saklı..."
"Şiir diyor ki: Cesaret ve sadakat göster. Yadsı."
23 / Gevezelik Boyası / Veysel Karani Tur
"Bir kıpırtı. Bir deprem. İnatçı bir kabarcık. Evlerin bilinmeyen odaları. Görülemeyen kuleleri şehirlerin. İnsanın serüveni içerisinde varlığını sürdüren bir varlık. Bir açıdan bozma, başka bir açıdan inşa. Ama sonuçta şiir var ve mümkün. Şairliğe ilk yeltenen o kişiden alırsak; o ilk kişi ki, belki bir başıboş, bir köle, bir efendi, bir asi, belki de bir şaman. Göğe ilk defa tekinsiz bir gülümsemeyle bakan o adam, insanın oyuncakları arasında yeni bir şey keşfetmiştir."
"Dünya, şairin göğsüne kırılarak yansır. Böylelikle her şiir insanlara yeni bir dünyanın kapılarını aralar. Bu yeni dünyada yaşadığımız dünyadaki olguların, kanunların bağlayıcılığı yoktur. Şiirin dünyasında erik dalından üzüm yenir. Ya da bir sineğin bir kartalı sallayıp yere vurduğuna şahit olunur. Böylelikle insanın etinden ayıramadığı kesinlikler, ciddiyetler hışırdar, hava alır ve insan dünyanın ötesini duyumsayabilir. Bu sayede şair kendini o ötenin ötesindeki “hakikat” hazinesinin yol göstericisi olmaya talip bir konumda bulur."
26 / Ben Sana Çok Yazdım / Şevket Kadıoğlu
"Ben sana çok yazdım. Yavrusuna yeni kavuşmuş, ceylan gözlü, şafak dudaklı seherlerin mavi gülüşlü titreyişini yazdım. Kuğu boyunlu akşamların, ay ışığına uzanırken yavaş yavaş, yaşadığı masalsı serüveni yazdım. Ben sana çok yazdım. Sevda karasına endeksli geceler, kıvrılıp yatarken bir kedinin gözlerinde, biz yeni renkler aşırırdık karanlıktan; ben sana o renkleri yazdım. Ben sana, buğday tarlalarına bile yutkunarak bakan, gözleri koca koca kara kimsesiz çocuklara, her şeye rağmen onurlu olmayı öğütleyen bilge gökyüzünü yazdım. Ben sana, edalı çalımlı kiraz bahçelerine ermetik şiirler ışıklayan filozof yıldızları yazdım."
"Ben sana çok yazdım. Yalın bir sevinçti serçeler pencerelerde. Şeftali lekesiydi yüreklerde, sararmış fotoğraflarda gülümseyen dost yüzleri. “Yakalanmış” bir düştü çiçekler saksılarda. Dokunulmamış, berrak bir sevdaydı çiy taneleri yapraklarda. Uzaktan kulağımıza çarpan arkadaş sesleriydi sıcak çay buğuları bardaklarda. Ben sana çok yazdım; kavanozlarda taze çilek reçeli gibiydi söyleşiler. Sesler aydınlık, uysal, yalın ve manidar nakışlar çizerken zamana, taze çilek tadında leke bırakırdı yüreğimizde."
30 / Sevgili Edebiyat / Şevket Kadıoğlu
"Sevgili Edebiyat! Seninle paylaşımımız üşütür korkusuyla ince ruhumuzu çıkarmaya çekindiğimiz kısa süren güneşli sonbahar günleri gibi aktı gitti. Farkında olmadan. İşte o nedenle nerede bir kiraz bahçesi görsem, bir sonsuzluk vaadini kötüye kullandığım için yüreğim burkulur ve mutluluk müjdesi olan bilge bir gökyüzü altında canlı tutmayı beceremediğim bir çiçeği hatırlarım."
32 / İntihar Bombacısının Vaat Edilen
Cenneti Arayışı: Paradise Now / Yunus Emre Tozal
"Özgürlük için savaşmayı bilenler onun için ölebilmelidir de diyor savaş tacirlerinden biri. Özgürlüğün başkalarının yaşama hakkına saygı göstermekle yükümlü insanın en temel hakkı olduğunu unutturan savaş pazarının çığırtkanlığını sessiz ve derinden anlattığı için önemli bir film Paradise Now.
Film “Cennet, Hemen şimdi” diye de çevrilmiş. Biz de bir çağrı olması hasebiyle şöyle çevirelim:
“Dünya, Hemen Şimdi!”
35 / Hayvan Çiftliği’ni Oynamak / Engin Aydın
"Tiyatro en zor sanat dallarından biridir. Çünkü insanları etkilemek ve onların o dağılmaya çok müsait olan dikkatlerini istenilen bir noktada sabitlemek zordur. Bundan daha zor olan ise anlatılmak istenileni mükemmel bir şekilde ortaya koyup salonda oyunu izlemek üzere bulunan topluluğun duygularına yön vermektir. İyi bir tiyatro eseri bu zorlukları göz önünde bulundurarak yazılmış olandır. İyi bir tiyatro oyunu ise bu zorlukları aşabilecek kalitede bir rol ortaya koyan oyuncuların yer aldığı oyundur. Eğer tiyatro romandan uyarlama ise oyuncuya daha büyük iş düşer."
38-39 / Gazel / Kadı Burhaneddin
40-41 / Romances sans paroles Paul Verlaine
42 / Dreams / Hayaller / Langston Hughes
43 / I’m nobody! Who are you? Ben hiç kimseyim! Sen kimsin? / Emily Dickinson